Ahzab 53, Peygamberin Evi ve İnkarcıların Eleştirisi

  • doors-maroccan

İnkarcıların klişe eleştirilerinden biri, Resulullah(sav)’ın hayatını baz alan ayetlere bakarak, “İşte bunu Muhammed uydurdu” iddiasını ortaya koymalarıdır. Oysa bu iddialarını destekleyen ayetlerin izahlarına bakınca, ne kadar dar bakış açısına sahip olduklarını görmek kaçınılmaz olacaktır.

Söz konusu ayetlerden biri de şudur: 

“Ey iman edenler! yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) peygamber’in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman girin. Yemeği yiyince de hemen dağılın. Sohbet için beklemeyin. Çünkü bu davranışınız peygamber’i rahatsız etmekte, fakat o sizden de çekinmektedir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez. peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Böyle davranmanız hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temizdir. allah’ın resûlüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra hanımlarını nikâhlamanız ebediyyen söz konusu olamaz.” Ahzab 53

Bu ayetleri, “Kur’an evrensel değil, “Kur’an peygamberin hakkını koruyor” gibi iddialarla eleştirirler. Oysa eleştirdikleri iki madde de yanlıştır.

İTİRAZ A: “Kuran evrensel değil”

Bu ayet hakkında yanlış bir çıkarımdır. Zira tefsir usulü inceleyen herkes bilir ki, Allah vermek istediği mesajı bazen peygamber üzerinden, bazen bir insan üzerinden, bazen de direkt bir şekilde anlatır. Bu ayet ise, peygamber üzerinden bir edep kuralı anlatmaktadır. Buna göre bir müslüman, bir ziyareti müddetince misafirlikte geç vakitlere kadar kalmamalı, evin ehlini rahatsız etme riskine karşı ziyaret süresini dengeli tutmalıdır.

Nitekim geçerli görüşe göre Resulullah’a gece namazı farzdı. Peygamber, yatsıdan sonra az bir miktar uyuyor ve sabaha kadar namaz kılıyordu. Kimi zaman ise, geceleri mescid-i nebevi’de eğitimle meşgul olan suffa ehline dersler veriyordu. Dolayısıyla peygamberin kulluk görevlerini aksatacak geç saat ziyaretlerinin Kur’an’da eleştirilmesinin mantığa aykırı bir yönü bulunmamaktadır.

Bunun yanında; peygamber vefat ettikten sonra, hanımlarıyla evlenilmesi Müslümanlar içinde bir siyasi güç gibi görülebilir; bir rekabet haline getirilebilir, bu rekabetle hanımların sosyal hayatta yansıtılan ahlaki kimlikleri zedelenebilir, iki yüzlülerin iftiralarını çoğaltabilir veya evliliği gerçekleştiren kişi kendisine kutsiyet atfedebilirdi.

Kur’an’ın, “Müslümanların anneleri” dediği peygamber hanımlarının, peygamberin vefatından sonra başkalarıyla evlenememesinin, ayette geçen “anne” kimliğine aykırı olacağı gerçeği söz konusu iken, mantıksal bir problemi olduğu iddiası oldukça zorlamadır. 

İTİRAZ B: “Kur’an peygamberin hakkını koruyor”

Kur’an, kimsenin hususi olarak hakkını korumaz. Kur’an ancak haklı olanın hakkını korur. Peygamberin evine geç girilmesi hususunda hak korunması elbette peygamber lehine olacaktır.

Bununla beraber, Kur’an peygamberi mutlak olarak korumaz; yeri geldiğinde uyarır, hatta Türkçe ifade ile eleştirir. Abese suresinin ilk ayetleri, Allah resulune gelen uyarıdır. Diğer birçok ayette Allah, “vahyi olduğu gibi anlatmaması durumunda, peygamberin başına gelecek azapları” hatırlatmaktadır.
Örnek olarak:

“Eğer Peygamber bize atfen bazı sözler uydurmaya kalkışsaydı, elbette onu bundan dolayı kıskıvrak yakalar; sonra da onun şah damarını koparır atardık.” Hakka 44

Ayet açıkça peygamberi korkutmakta, Allah’ın azabını hatırlatmaktadır.

Eğer inkarcılardan biri, “Kur’an’da peygamberi koruyan ayetler var” diyerek kitabı inkar edecekse; bir müslümanın da “Kur’an’da peygamberi korkutan ayetler var” diyerek kitabı tasdik etmesinin daha makul olduğunu görmek zor değildir.

Sonuç olarak: İnkarcıların İslam eleştirisi yapmak için böyle dar ve mantıksal tutarlılıktan yoksun argümanlara sığınmak zorunda kalmaları, Kur’an’ın “aciz bırakma” özelliğinin indirilişinden 1400 yıl sonra da devam ettiğini; kıyamete kadar da devam edeceğini müjdeler niteliktedir.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir