Ateistlerin “İspat Yükümlülüğü” Safsatası

İspat yükümlülüğü, tanım olarak “bir kişi bir şeyin varlığını ispat edemiyorsa, o yoktur” adlı bir kaideden gelmektedir. Ateistlere göre “Allah’ın varlığı deney ve gözlemle ispat edilemediği için, o yok kabul edilir.”

Oysa ispat yükümlülüğü, Madde ve enerji alanında var olan konularda doğruluk ve yanlışlığa dair yükümlülük olmasına karşın, tanrının varlığı ve yokluğu gibi felsefi tartışmalarda geçmeyen yükümlülüktür.

1 ) Nitekim İspat yükümlülüğü, deney ve gözlemin ulaşabileceği konularda geçerlidir. Örnek olarak yan gezegeni gözlemleyebiliyorsak burada canlı yaşamı olduğunu iddia etmek için ispat gerekir:

Ancak yan gezegeni gözlemleyemiyorsak; buradaki canlı yaşamının varlığı veya yokluğu bilinemez. “Varsa ispatla” görüşü bilimsel method bilmeyen kişilerin iddia edeceği görüştür. Ancak bunun hakkında çeşitli görüşler üretilebilir.

Big-bang öncesi de aynı şekilde gözlemlenemeyeceği için, tanrının varlığı veya yokluğu hakkında “big bang zamanına ışınlan” demesi saçmalıktır, zira bu zamana ateist bireyin kendisi de ulaşamaz, kendisi de bir yokluk hakkında yorum yapamaz.

Burada işin içine felsefe ve eldeki bilimsel verilerle yapılan değerlendirme girer. Burada da ateizm ve diğer inkarcı akımlar sınıfta kalmaktadır: zira sıfır noktasındaki yaratıcı modeli hem akla hem güncel kuantum bilgilerimize uygundur; fakat sıfır noktasına dair ateizmin bütün görüşleri, kaba bir tabirle çöptedir:

Siz “bu geniş evrende uzaylılarin var olduğu fikri, olmadığı fikrinden çok daha doğru görünüyor” diyen Hawking’e “hurafeci”, “ispatla!”, “hani ispat yükümlülüğü!” demiyorsaniz burada bu bunu ağzınıza almanız tamamen tutarsızlıktır. *

Daha iyi açıklayalım:

Örnek olarak evrenin dışını gözlemleyemeyiz. Dolayısıyla evrenin dışına çıkma gücümüz olmadığı için, evrenin dışında “başka evrenler mi var, casper görünümlü nesneler mi var” bilemeyiz.

Bu bilgi deney ve gözlem bazında doğrulanamayacağı gibi, yanlışlanamaz da.

Ancak tartışma bu etapta akla ve felsefeye döner.  Bildiğiniz üzere akıl, deney ve gözlemin aştığı noktada bilgi edinme ehliyetine sahip bilgi kaynağıdır.

Bunlarin imkanı üzerinde tartışır ve iki taraf da delillerini ortaya koyar, doğrulanan veya yanlışlanan görüş bizimle olmamış olur.

İşte, ateizm de akıl ve felsefe konusunda sınıfta kaldığı gibi, herhangi bir evren modeli üretememektedir.

Dolayısıyla, deney ve gözlem gücümüzün olmadığı konularda ispat yükümlülüğü ilkesi geçerli değildir, tarafların doğrularını iki kaynaktan da ortaya koymaları gerekir.

Not: “ama Hawking uzaylılar kesin var demiyor!” diye bir itiraz gelirse şöyle deriz: Onun bunu dememe sebebi elbette uzaylıların olmadığı bir evren modelinin mümkün olmasıdır; aynısını yaratıcısız bir evren modeli için söyleyemediğimiz için, bunun mutlak doğru olarak sunulmasında makul bir problem yoktur.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir