Cennet Hayatı: Eğlence, Zevceler, Tahtlar, Hizmetçiler

İnsan, dünyadaki hayatı sona erdikten ve yeniden diriltme vuku bulduktan sonra, farklı bir fiziksel formda yaratılacaktır. Bunun delili; cennet ve cehennem hayatının zaman üstü konumu, insanın fiziki şartları yüzünden ölmemesi ve farklı bir hayat yaşamasıdır.

Bununla birlikte, cezalandırma ve ödüllendirme sistemi de elbette bizim dünyadaki bildiklerimizden daha farklı içeriklere sahip olabilecektir. Fakat, bunların anlamamız için, söz konusu hayatın anlatımında asıl itibariyle bu dünyadaki beden formumuza hitap eden bir uslup kullanılması gerekir.

Kur’an da cennet hayatını anlatırken bildiğimiz üzere; eğlence, huri, hizmetçiler, keyif, dinlenme, sınırsız yiyecek ve içecek gibi kavramları ön plana çıkarır.

Bu konuda ise tarih boyunca bir kesim tarafından benzer eleştiriler gelmiştir. Bu kesim, hayallerindeki cennet tasvirine cinsellik, hizmet, eğlence gibi kavramları sığdıramamakta ve bu gibi sebeplerle cennet hayatı tasvirlerini sıkça eleştirmektedir.

Oysa Kur’an’ın sunduğu cennet hayatı tasviri, günümüz modern psikoloji biliminin meşhur ihtiyaçlar piramidine uygundur:

Bu piramid, bir basamak eksik, iki basamak fazla en kabul gören ihtiyaç hiyerarşilerinden biridir. Kur’an, bütün insanlar için piramidin her aşamasına gönderme yapacak ayetler içerir. Bunların bir kısmına gönderme yapalım:

Birinci basamak:

Beğendikleri meyveler, canlarının çektiği kuş etleri vardır. (VAKİ’A/18-21)

Orada çok temiz zevceler de onlarındır. Hem onlar orada ebedî kalacaklar. (BAKARA/25)

İkinci basamak:

Onlar cennet köşklerinde emniyet içindedirler. (SEBE/37)

İşte onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de. (A’RAF/35)

Üçüncü basamak:

Biz o cennetliklerin kalblerindeki kinleri çıkarır atarız. Hepsi kardeşler olarak sevinç içinde karşılıklı koltuklara otururlar. (HİCR/47)

Ve sevinçli olarak ailesine dönecektir. (İNŞİKAK/9)

Dördüncü basamak:

Rablerinden korkanlar da bölük bölük cennete sevk edilmektedir. Nihayet oraya vardıkları zaman kapıları açılır ve bekçileri onlara: “Selâm sizlere, ne hoşsunuz! Ebedî olarak içinde kalmak üzere haydi girin oraya!” derler. (ZÜMER/73)

Beşinci basamak:

Orada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler. (VAKIA/25)

“(Cennette) birbirlerine yönelip soru soruyorlar.” (TUR/25-26)

Altıncı basamak:

Onlar da: “Hamdolsun o Allah’a ki, bize vaadini doğru çıkardı ve bizi cennet arzına varis kıldı. Cennette istediğimiz yerde oturuyoruz” derler. Bak ne güzeldir mükafatı o iyi amel işleyenlerin! (ZÜMER/74)

Yedinci basamak:

Yüzler var ki o gün ışıl ışıl parlar.

Rabbine bakar. (KIYAMET/22-23)

– Şüphe yoktur ki, kişinin dünya hayatında kendisini gerçekleştirmesinin zirvesi Allah’a kavuşmasıdır. Cennet nimetlerinin hiçbiri, bu nimete karşı kıyaslanamazlar.

Kur’an, kişilerin mahrem konularına dahil de olsa; dünyada arzu ettiklerinin bütününe kavuşacağını müjdeler. Bu durum kendi içinde tutarlıdır. Zira eğer vaad olunanlar, vaadi değersiz bulurlarsa; vaadlerin gücü azalır ve ulaşılması istenen sonucun var olma ihtimali düşer.

Dünyada türlü türlü haram ve eksikliklerden uzak durulması talep edilen insan için, tıpkı bir emekli yaşamı gibi bir cennet vaadine uğraması kendi içinde mantıksız olurdu.

Sarayların bahçesinde, uçan kuşları izleyen, huzurlu bireyler” tarzında bir cennet davetinin, birçoklarını cezbetmeyeceği aşikardır.

Bununla birlikte yazının başında da belirttiğim gibi, cennet tasvirleri sadece kendi beden formumuzun idrak edebileceği konularda bilgi verir. Bilginin bunlarla kısıtlı olması, cennet hayatının bunlardan ibaret olduğunu göstermez.

“Orada istedikleri her şey onlarındır ve katımızda daha fazlası da vardır.” (KAF – 35)

Söz konusu ayet, cennetin bizim arzularımızdan daha fazla ve komplike bir hayat içerdiğini gösteriyor. Yeni yaratılan ve farklı fizik kurallarının geçtiği bir alanda; belki hiç bilmediğimiz tat alma duyuları, belki daha önce adları hakkında bilgi sahibi bile olmadığımız duygu ve his çeşitleri var olacak ve bunlar da sürekli bir şekilde ödüllendirilecekler.

Fakat yazıda vurguladığımız, bunları mevcut biyolojik şartlarımız sebebiyle anlatılsa bile idrak edemeyeceğimiz, bize anlatılan cennet tasvirinin hiçbir mantıksal problem içermemesi ve aksine olması gerektiği şekilde bir anlatımla ifade edilmesidir.

İslam karşıtlarının saptırmalarına karşı, İslam her zaman gerçekçi ve hayatın içinde bir duruş sergilemekte; söz gelimi biyolojik ve sosyal gerçekleri gizlememekte ve bunları yok saymamaktadır.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir