“Kâfirleri Dost Edinmeyin” Ayetleri Hakkında

Klasik itirazlardan biri olarak, Kur’an’ın Yahudileri, Hristiyanları ve diğer din mensuplarını toplu düşman ilan etmesi gibi bir algı vardır.  Onlara göre Kur’an tüm kâfirlerle karşı ve negatif bir ilişkiyi savunur, arkadaşlığı bile yasaklar. Oysa bu görüş Kur’an’ı “cımbız metoduyla” okumaktan ileri gelir.

Nitekim şu ayetlerde Allah, müslümanlara karşı işbirliği içine girmeyen kafirlerle ilişki kurmayı, iyilik ve ihsanda bulunmayı istisna ettiğini ifade eder:

“Allah sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan men etmez. Çünkü Allah adalet yapanları sever. Allah sizi, ancak sizinle din hakkında savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanız için yardım eden kimselere dost olmaktan men eder. Kim onlarla dost olursa işte zalimler onlardır.”  Mumtehine suresi, 8-9

Gördüğümüz üzere ayetler çok açık. Müslüman bireyler, kendi dinlerine savaş açmayan diğer din ve inanç mensuplarına karşı düşmanlıkta bulunmayacaklardır. Elbette bu, müslümanların, onların küfür ve şirk inançlarını tasvip edeceği anlamında değildir; bilakis onların inanç sistemlerine karşı rıza göstermeyip, kişisel ilişkilerde ise iyilik ve adaleti ön plana çıkarmayı vurgulamaktadır.

Bunun örneği Peygamberin hayatında oldukça yaygındır. Bildiğimiz gibi, Hz. Peygamberin amcası Ebu Talib müslüman olmamış, bununla birlikte müslümanlara karşı işbirliğinde bulunmamıştı. Allah Resûlü (sav) ona daima vefalı davranmıştır. Yine müslümanlar, müşriklerin zulmüne uğradıkları sırada peygamber, 615 yılında Habeşistan’a gitmelerini tavsiye etmiştir. Habeşistan kralı Necaşi o sırada müslüman değildir, buna karşın Hz. Peygamber, “Orada, yanındakilerden hiçbirine zulüm yapılmayan bir hükümdar vardır” (İbni Hişam, 1, 342-350) diyerek onun adillik sıfatına vurgu yapmış ve müslümanları bir nevi onun ülkesine emanet etmiştir.

Bu konuda diğer bir örnek de müşriklerin müslümanlara 616 yılında başlattığı boykottur. Bu boykot esnasında, peygamberin kendi kabilesinden bazı kimseler müslüman olmamasına rağmen; onunla akrabalık bağı sebebiyle bu boykota, açlığa ve sıkıntıya maruz kalmışlardır. Kur’an’ı Kerim de bu olaya istinaden, peygamberle birlikte açlık çeken Muttaliboğullarını Kur’an’da (zi’l kurba) “yakın akraba” statüsüne sokmuş, aynı yakınlıktaki Nevfeloğullarını ise o statüden saymamıştır.

Müşrikler peygamberi öldürmeye karar verdiklerinde, Peygamber Hz Ebubekir ile birlikte gizlice Mekke’den hicret ederken, yol klavuzluğu yapan kişi Abdullah bin Ureykıt’tır ki, bu kişi de o zaman henüz müslüman olmamıştır.

Yine Hz. Peygamber, boykot süresince müslümanlara yardımcı olan müşrik Ebu’l Bahteri‘nin, Bedir savaşında öldürülmemesini emretmiştir. (Müslim, Sahih, 3/1510 (1901); Ahmed İbn Hanbel, Müsned, 3/136; Beyha­ki, Sünen, 9/43) Müslümanlara karşı savaş açan orduda olan bu şahsın canını, sadece müslümanlara önceki yardımlarından ötürü koruma talimatı, peygamber vefasının örneklerinden biridir.

Mut’im bin Adiy de müşriklerdendi, müşrik olarak vefat etmişti. Bununla beraber Hz. Peygamber’i bir süre himaye etmiş, kendi oğulları ile birlikte onu korumuştu. Aynı şekilde müşrik olarak ölmüştü. Buna rağmen peygamber, Bedir savaşından sonra onu anmış ve “Eğer Mut’im hayatta olsaydı ve benden bu iğrenç adamların serbest bıra­kılmasını istemiş olsaydı, ben onun hatırı için bunları serbest bırakırdım.” (Muhammed Hamidullah) diyerek kendisini güzel bir şekilde anmıştır.

Nitekim bunlar, peygamberin düşmanca değil de işbirliği temelli ilişki kurduğu kişilerden sadece bazılarıdır.

Sonuç olarak İslam, müşriklerin şirk ve küfürlerinden razı olmadığı gibi; onların ahlaki nitelikleri taşıyanlarına karşı vefalı ve dengeli bir tutum sergilemeyi teşvik etmektedir. Ayetleri parça parça alarak ve bağlamından kopararak, “İslam kendisinden başkasına hayat hakkı tanımaz” iddiaları da sahiplerinin eleştirdikleri sandıkları din hakkındaki ne derece kısıtlı bilgi birikimine sahip olduklarını göstermektedir.

 

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir