Kur’an Diğer Dinlerin Kopyası Mıdır?

historical religious paintings ile ilgili görsel sonucu

İnkarcıların açıklama getirmekte zorlandığı en büyük konulardan biri, bir çöl bölgesi olan Hicaz’da yaşayan Muhammed Peygamberin nasıl böyle bir din kitabı “icat” (!) edebilmesi konusudur. Bildiğimiz üzere Peygamberlik dönemi ve öncesinde Arap yarımadasında yazılı gelenek yok denecek kadar azdı, birçok şiir ve menkıbeler dilden dile aktarılır; okuma yazma bilmenin büyük bir lüks olduğu toplumda kaynak olarak okunacak eser(ler) de bulunmamaktaydı.

Hz. Muhammed, böyle bir coğrafyada var olup, geçmiş dinlerle benzerlikler ve farklılıklar bulunan peygamber kıssaları, mucizeler, dinler tarihine ilişkin birçok bilgiyi nasıl elde etmişti? Zira Kur’an’ı Kerim bilindiği üzere yalnızca bir emir-yasak kitabı olmayıp; aynı zamanda diğer dinlerle mücadele eden, putperest ve şirk kalıntıları olan dinlerin tasavvurlarını eleştiren, bununla birlikte ortak peygamberleri de ele alıp bunu sahiplenen bir uslüp taşıyordu.

Elbette bunun için “Kur’an diğer dinlerin kopyasıdır” gibi iddialar ortaya sermeye başladılar; bu doğrultuda ellerine cımbız alıp eski dinler ile Kur’an içinde benzerlikleri araştırmaya koyuluyorlar; yakaladıkları ne ufak benzer bir uslupte de “işte Kur’an çalıntıdır” tezini ortaya atıyorlardı. Kimisine göre Kur’an Sümer kökenliydi, kimisine göre diğer mitolojiler, kimisine göre de yalnızca eski ahit-yeni ahitin bir karışımıydı. Herkesin tezi farklıydı; ortak nokta Kur’an’ın orijinal olmaması ile ilgiliydi.

İddialara girmeden önce, bazı temel sorunlarından bahsedelim:

1) Benzerlikler kopya iddiası için yeterli bir delil midir? Bildiğimiz üzere yeryüzündeki ilk dinin ne olduğuyla ilgili tezlerden biri, insanlığın ilk olarak “tek-tanrıcı” olması iddiasına dayanmaktadır. Bu da İslam’ın “her kavme peygamber gönderildi, insanlar ise o dinden bir kısmını bozdu” iddiasını doğrular niteliktedir.

2) Muhammed peygamberin, İslam öncesi hayatında herhangi bir din ile ilişkisi olmadığı gibi, herhangi bir şiir-edebiyat merakı ya da entellektüel bir gaye ile farklı coğrafyalara geziler veya kısıtlı da olsa araştırmalar düzenleyen bir kişi olmadığını görüyoruz. Mekke dışına hayatı boyunca birkaç kere çıkan Hz Muhammed, bunları da ticari maksatlarla yapmıştı. Yani İslam öncesi hayatında diğer dinlerin metinlerine, geleneklerine, kültürel bilgilerine merak duyan biri olduğuna dair hiçbir kayıt yok.  

3) Muhammed Peygamberin bu kaynaklara nasıl ulaştığına dair en ufak bir delillendirme yapılamaz ise, iddialar kendiliğinden çökmüş olmuyor muydu?

Aslında evet. Zira Muhammed peygamber, tarihte adına en detaylı bilgiler elde edilmiş kişidir. Yemesi, içmesi, oturuşu, kalkması, hatta temizlenme yöntemlerine kadar en yakınları tarafından sürekli bir kayıt altında tutulmuştur.  Mekke’de yaptıklarından Medine’deki politikalarına kadar, bireysel hayatından vahiy anındaki hallerine kadar, elimizde devasa bir kayıt yığınına sahibiz ve bunların da azımsanamayacak derecede kısmı, kabul değerini taşıyan tarihsel şartları karşılamaktadır.

4) Nasıl oldu da Muhammed Peygambere din öğreten bu gizemli kişi(ler)in kim olduğu hakkında en ufak bir tarihi ya da rivayete dayalı bir kayıt elde edemiyoruz?

5) Mekke’de 13 yıl boyunca din daveti yapan Muhammed Peygamber, bildiğimiz üzere kendi kabilesinden birçok eleştiriye, aşağılanmaya, boykota maruz kalmıştı. Onunla aynı yerde doğan, aynı yerde büyüyen, aynı coğrafi şartlarda bulunan İslam’ın bu azılı düşmanı niteliğindeki müşrikler nasıl olur da peygambere “sen şu şu kimselerden öğreniyorsun iddiasının üzerinde durmadılar? Sadece Kur’an’da da zikredildiği üzere bunu birkaç kişi için öne sürebilmişler, fakat bu kişiler de Arap olmayan kişiler olmuştur. Yani argümanlarının cılızlığından ötürü, bu iddiaları doğru düzgün Arapça bilmeyenlere isnat etmek zorunda kalmışlardır:
 
“Hiç kuşkusuz, “Kesin olarak bunları ona bir insan öğretiyor” dediklerini biliyoruz. Oysa ona öğretiyor dedikleri kişinin dili yabancıdır, bunun dili ise açık seçik Arapça’dır.” Nahl 103

6) Muhammed Peygambere dini öğreten(!)  bu gizemli şahıs nasıl olur da 23 yıl boyunca onun etrafında olmasına rağmen, hiç kimseye renk verilmemiştir?  Mantıksal olarak, 600 küsur sayfaya sahip Kur’an’ı Kerim’in her suresini Muhammed peygambere bildiren bu kişinin sürekli peygamber ile baş başa görüşmesi gerekmektedir. Bu sırlı görüşmeler neden ortada yoktur? Niçin böyle bir kişiye dair en ufak bir alıntı yoktur?

7) Dini kuran, bunca dinler tarihi ve kıssalar bilgisine sahip bu kişi veya kişiler, niçin 23 yıl boyunca asla kendilerini ortaya atmayıp, bir kutsallık iddiasında bulunmamışlardır? Hem yalan bir din uydurup, hem bu yalan dine adanıp, hem de dünyevi anlamda bundan en ufak bir şekilde istifade edememenin mantığı nedir?

Bu sorunlarının üzerine, 4 adet cılız iddia ortaya attıklarından bahsedebiliriz.

Bu sebeple iddia sahipleri olayı öncelikle “Rahip Bahira”, arkasından da “Varaka ve birkaç Hanif”e, ondan sonra da “Abdullah bin Sad”a indirgemeye çalışırlar.

İDDİA 1: Rahip Bahira’ya gelelim. Bir rivayete göre Muhammed peygamber’in 9 yaşlarındayken Suriye’ye gittiğinde peygamberlik müjdesi yapan rahibin ismi Bahira, bir iddiaya göre yeni dini peygambere öğreten o oldu.

Oysa burada karşımıza basit bir soru çıkar: 9 yaşındaki bir çocuğun sadece bir görüşmede yeni bir din fikrini öğrenmesi ne kadar mantıklı? Hem öyle bir şey olsaydı, Muhammed peygamberrahip’in dini gibi önce Hristiyan olurdu. Hem İslam inanç esasları Hristiyanlıktan farklı. Yani şirk mantığı kökten reddediliyor.

İDDİA 2:  Gelelim Varaka’ya. Bildiğiniz üzere Varaka, Hatice’nin kuzeniydi ve din bilginiydi. İslam’ı Varaka’ya dayandırmaya çalışsalar da, daha ilk vahiyden birkaç ay sonra vefat eden bu insandan sonra Muhammed peygamberin 23 yıl nasıl olur da yeni din uydurduğunun(!) cevabı yoktur.

İDDİA 3: Kaldı elimizde birkaç hanif! Osman bin Huveyris desek, gidip Hristiyan olmuştu. Zeyd bin Amr, Hristiyanlığı da kabul etmemişti. Muhammed peygamberin aldığı ilk vahiyden önce ölmüştü.  Ubeydullah bin Cahş önce müslüman olmuş daha sonra da dinden çıkmıştı.  Bu insanların aralarında birlik bile yoktu.  Ümeyye bin ebi Salt, peygamberin peygamber olup olmadığını sorgulamak için başka ülkelere gitmiş. Peygambere kim yardım edecek? Kim sıfırdan bir din kurabilecek kadar, 23 yıl boyunca Muhammed peygamberin dizinin dibinde sistematik peygamber kıssaları, sıfırdan hukuk, dinsel inanış ve pratikler ortaya koyacak.

İDDİA 4: Abdullah bin Sad Bin Ebi serh, peygamberin yanında dine hizmet etmiş, vahiy katipliği yapmış, ardından Medine’den kaçarak “bana da vahiy geliyordu”, “ben de vahyi hak ediyordum” gibi şeyler söylemiş, “vahyi kendi iddiasına göre değiştirebileceği” iddiasında bulunup müşriklerin İslam dışı faaliyetlerini desteklemiştir. Mekke’nin fethinde pişman olduğunu söyleyip  eman istemiş, peygamber tarafından bağışlanmış, İslam’a girdiğini ilan etmiş, ardından da İslam’a hizmet etmiştir.

Öyle ki, Hz. Osman döneminde vali yapılmış, birçok İslam fethine ön ayak olmuş, birçok savaşta da kahramanlığı ile öne çıkmıştır.

Bu gibi gerçekleri göz ardı edenler, kopya iddiasını sürdürmek için “dinde onun da katkısı olabilir” derler. Oysa mantık hatalarına şöyle bir bakalım:

1) Abdullah bin Sad’ın ilk müslümanlar arasında olduğu hakkında hiçbir bilgi yoktur.
2) Abullah bin Sad, eğer “vahyi uyduran kitle”(!) arasına dahil olsaydı, Muhammed peygamberin onu yakaladığında öldürtmemesi mantıksız olurdu!
3) Vahiy Abdullah bin Sad gibilerine bağlı ise, Muhammed peygamber onsuz yıllar boyunca nasıl vahiy uydurdu(!)
4) Abdullah bin Sad, inanmadığı din yüzünden dinden çıkıyorsa, Muhammed peygamber vefat ettikten sonra aynı din için neden canını malını ortaya koyan, İslam mücadelelerine en önde koşan biri oldu? Söz gelimi zaten insanlar onun tekrar İslam’a döndüğüne inanmıştılar. Ek çabalara gerek bulunmamaktaydı.

Bu sebeple kopyalama iddiasını ortaya koyan kişiler o mitolojiden bu dinden cımbızla benzerlik aramak yerine bu gibi sorunlara cevap vermeliler, dolaylı yoldan değil; direk tarihsel ve mantıksal gerçeklerle. Ama böyle bir şey yapmıyorlar.

İddialar Allah’ın izniyle ileriki yazılarda devam edecek.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir