Limbik Sistem – Dopamin Hormonu ve Günah İlişkisi

Neden günah işliyoruz?

İşte beynimizde günah işlememizi sağlayan yer ve bunun tedavisi..

Beyinde limbik sistem bölgesi, hayatta kalmamız ve hayat kalitemizi arttırmamız için var olan tüm tetiklemeleri etkiliyor.

Yemek yemek, tehlikeden korunmak, evlenmek, sevmek gibi birincil ihtiyaçların tetiklendigi yer burası.

İkincil ihtiyaç olarak durduk yere dondurma yeme isteği, çikolata ve kahve tüketme arzusu, gün batımını izleme ve sırtını yaslayıp dinlenme arzuları da “devam eden hayatın haz ve mutluluğunu arttırma” fonksiyonunu görüyor.

Paraşütle atlayanlar, heyecanlı sporlar yapanları bu fiile iten bölüm de budur!

Aynı zamanda sigara, alkol ve belirli madde bağımlılarının da “hayatlarına bu madde ile devam etme” uyarımı da bu lobdan sağlanıyor. Bu bağımlılıklara günlük hayatta işlediğimiz haramlar da dahil! Mesela dedikoduya bağımlı olan bir insan, belirli süre aralığında surekli dedikodu yapma ihtiyacı hissediyor!

Buraya kadar ki özelliklerin özeti şu şekildedir:

Limbik sistem vücudumuzda, var olan ânımızı daha “güzel ve heyecanlı” geçirmemizin bölgesi. Yaptığında mantık aramaksızın, durduk yere “heyecan” arama merkezi!

Kişi “haz veren” bir şey yapınca beyninde dopamin hormonu salgılanıyor. Bu fiil tekrarlanınca beyin o fiile bağımlı olmaya başlıyor. 

Böylece boş kalan bir beden, heyecan hormonu olan dopamin ihtiyacında düşme hissedip, durduk yere “garip ve mantıksız” şeyler yapmaya başlıyor.

Peki bu döngüden kurtulmak imkansız mı? Elbette hayır. İnsan aynı şekilde prefrontal korteks adında “dürtülerini kontrol etme ve mantıklı karar verme” bölümüne sahip:

prefrontal korteks ile ilgili görsel sonucu

Örnek olarak bir hayvan için beynin alt tarafından gelen “acıktın-saldır!” emrini durdurma mekanizmasının var olmasını beklemeyiz. Ama insan için, limbik sistemden gelen “yemek istiyorsun-saldır!” dürtüsü durdurulabilir, çünkü insan kalabalık içinde kaba şekilde yemek yemekten utanabilir veya kilo vermek gibi “lüks” bir karar alabilir. Daha açık bir ifadeyle, insanın “limbik sistemden doğan dürtüleri kontrol etme gücü” vardır.

Bir sistemi anlamak, çözüm için ilk adımdır. Burada Müslüman olarak bize düşen iki çözüm var:

1) Basiret tedavisi.

Eğer sürekli iyi amel işlersek beynimiz “iyi amellerden zevk almaya ve heyecan duymaya” başladığı için, boş kaldığı zaman haram yerine güzel bir amelin peşine düşüyor.

Örnek olarak boş kalan genç bir erkek düşünelim. Bu erkek basiret tedavisi yapmadı ise, boş kaldığı anda depomin ve heyecan düşüklüğü sebebi ile haram bir şeyler izleme ihtimali artacaktır.

Basiret tedavisi yapan bir erkek ise boş kaldığı an karşılaştığı dürtüler arasinda, “fakirlere yardım edilen bir dernek faaliyetine” koşma ihtimali daha yüksek olur! Zira beyni günahtan sonra diğerine göre daha büyük pişmanlık duyuyor, heyecan duygusu ise “yardım kampanyasına” katılmakla doyuruluyor!

Yusuf aleyhisselam bu tedaviyi muhteşem şekilde uygulamış peygamberdi:

“Ey rabbim, zindan bana, bunların beni davet ettiği zinadan daha sevimlidir!” Yusuf 33

Yusuf peygamber için, zindanda Allah yolunda acı çekmek, onun beynindeki heyecan ve aksiyon duygusunu doyurmanın yanında ona ibadet zevki veriyordu, zina ise onun mantık korteksinde iğrenç ve mide bulandırıcı geliyordu!

Çünkü o kendisini tedavi etmeyi başarmıştı! Nefsini ıslah etmişti.

2) Basiret tedavisini tam yapamayanlardan isek, boş kalmamak.

Beyin eğer haram olmayan bir hobi, faaliyet, spor, kitap okuma, İslami ortamlarda sohbetlere dalar, kendisine İslam içi veya İslam’da haram olmadığı gibi kendi nefsini ve heyecan korteksini oyalayacak bir şeyler bulursa,

Beyninin “ben heyecan istiyorum!” uyarısı verme ihtimali daha da düşecektir. Çünkü zaten kendisi mevcut olan bir aktivite içerisindedir ve bu aktivite onun merakını cezbettiği için onun “yanlış şeyler yapma” ihtimalini düşürecektir.

İnsan beynini yaratan Allah, bu durumu da çok iyi bildiği için şöyle demektedir:

“O halde boş kaldığın zaman, kalk ve yorul!” (İnşirah suresi, 7)

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir