Meleklerin “Kan Dökecek Birini Mi Yaratacaksın?” Sorusu Üzerine

Bildiğimiz üzere, Bakara suresi 30.ayette Adem’in yaratılışı esnasında melekler Allah’a “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamde derek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz” demişlerdir. Bu ayet kafaları karıştırmakta ve iki soruyu akıllara getirmektedir:

1) Melekler Allah’ın doğru yapacağından şüphe mi duyuyorlar?

2) Melekler Allah’ın iradesini sorgulayabiliyorken neden şeytan Allah’ın iradesini sorgulama sebebiyle cezalandırılıyor, bu haksızlık değil midir?

Melekler de Allah’ın yarattığı varlıklardan olmaları sebebiyle, doğal olarak Allah’ın yaptığı işlerin bütün hikmetlerini bilemez ve soru sorabilirler. Aynı durum insanlar için de geçerlidir, insanlar da dinin buyruklarını merak edebilir, hikmetlerini araştırmak isteyebilir, öğrenme peşine düşebilir. Bunlarda problem yoktur. Söz gelimi bu yazıyı okuyan bireyler de bizzat İslam dininin hak olduğunu pekiştirmek için bir araştırma içerisindedirler. İşte meleklerin sorusu bu kabilden değerlendirilir.

Meleklerin soruları esnasında kullandıkları önerme ve akıl yürütmeye bakalım:

a) Allah vardır ve tektir.
b) Allah var ve tek ise her şeyin en doğrusunu bilir

Sonuç: Allah’ın hükmü gerçekçi ve doğrusudur.

Ama “bu gerçek ve doğru” görmek için merak duygusu oluşabilir, bunda sorun yoktur.

Melekler bu önerme silsilesini aşmadan soru sormuş, cevabını o an almamışlardır. Ancak ayetin devamında Adem’e ilmin öğretilmesi vurgusu ile bir bakıma insanın iyi-kötü arasındaki seçim hakkının kutsallığı ve iyiyi seçmesi olduğunu görmüşlerdir. Zira iyilik zorunluluk olduğu takdirde iyilik olmaz; ancak kötülük imkanı varken iyiliğin seçilmesi esas değeri ihtiva edecektir.

Şeytan ise bu noktadaki farkı kaçırmış ve mantık önermesinde hata yaptığı gibi, bu hatasında ısrara gitmiştir:

a) Allah vardır ve tektir.
b) Allah var ve tekse her şeyin doğrusunu bilir.

Sonuç: Allah Adem’e secde emrinde ise yanılmıştır.

Bu hatalı bir silsiledir. Önermeler arasında çelişki olması şöyle dursun; yaratıcıya bunun içeriğini öğrenmek için soru bile sormamış, direkt bir şekilde tanrının yanlış yaptığını iddia edip kendi kibrinin kurbanı olmuştur.

Din ve tanrı ilişkisi, temelde mantıkla ilerler. Dine karşı argümanların mantıksal düşüklüğü buradan gelmektedir.

Bu sebeple bir bakıma “mantık + hidayet = inanç“tır diyebiliriz. 

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir