“Oruç Tutmak Sağlığa Zararlıdır” İddiası Bilimsel Midir?

 

“Oruç, insan sağlığına zararlıdır” diyen kişilerin ne bilim dünyasından, ne de mevcut araştırmalardan haberi yoktur.

Bu yazının hazırlanmasında kriterlerin en büyüğü, bu araştırmaların bilimsel “hakemli dergilerde” olmasıdır.
Bunun için de elbette en fazla başvurduğumuz pubmed oldu. Pubmed linkine sahip olmadığı halde yine toplu çalışmalara bakılan kaynaklardan da olabildiğince istifade etmeye çalıştık.

Bir kere, bilim dünyası  kesin bir şekilde “oruç fiziksel olarak zararlıdır” cümlesini kuramıyor. “oruç mutlak anlamda faydalıdır” da diyemiyor. Bunun sebebi, orucun kimi bünyelerde olumsuz tepkilere yol açabilmesi, kimi bünyelerde ise sağlıklı sonuçlar verebilmesidir. Bunun da İslami anlamda bir tezatlık noktası yoktur. Çünkü İslam zaten, “fiziksel rahatsızlık yaşayan ve orucun kendisine zarar vereceği bireylerin oruçtan muaf olacağını” söylemektedir.

Bu hususta çalışmalardan bazılarına özet olarak bakalım:

“Effects of Ramadan Fasting on the Health of Muslims” başlıklı araştırmada, özet olarak: “Orucun çeşitli fiziksel değişimlere yol açtığı gerçek, fakat sağlıklı bireylerin bu faktörlerden etkileneceklerini söylemek zor. Ramazan orucu hipertansiyon, hiperkolestrolemi, kalp ve böbrek hastalıkları olan kişilerin hastalıklarını arttırıcı bir etken olabilir” cümleleri ifade ediliyor.

Kaynak link: https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/10714147

“Physiological Changes During Fasting in Ramadan” başlıklı diğer araştırmada, ramazan orucunun kırmızı ve beyaz kan hücrelerini arttırdığını, kan kolestrolü ve triglesiti düşürdüğü, vücut yağ oranı, vücut kitle indeksi ve endişeyi azalttığı belirtiliyor. Bunun yanında inflamasyon ve kanser riskini düşürdüğüne dair kayıtlar olduğu ve “ramazan orucu sağlıklı bireyler için problem teşkil etmez, ancak diyabet ve koroner arter rahatsızlığı gibi durumlarda ise riski büyüteceği” ifade ediliyor.

Kaynak link: https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/26013791

“Effects of Ramadan Fasting on Physical Performance”  başlıklı araştırmada orucun sporcular üzerindeki etkisi tartışılıyor, orucun sporcularda melatonini düşürdüğü ve adrenalin ile noradrenalini arttırdığı, enerji anlamında ve hormonal bazda değişikliklere yol açtığı ifade ediliyor. Makale tavsiye olarak da: “Oruç tutan sporcuların günlük iş yükünü azaltmalarını ve gün içinde uyumalarının orucun bu tip etkilerini düşüreceğinin” altını çiziyor.

Kaynak link: https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/19767792

“The Impact of Religious Fasting on Human Health” başlıklı diğer çalışma ise sanıyorsam bu konuda en kapsamlısı. Orucun “enerji, karbonhidrat, vücut kitle ağırlığı, kan şekeri, kan lipidleri” anlamında ne gibi etkileri olduğuna dair yapılan birçok farklı araştırmayı bir araya getirip tablolaştırmış.  Bu hususta zararlı olduğunu gösteren veriler de dahil, sonuçların birbirleri ile çelişkili olduğunu ifade ediyor ve buradan “orucun, sigara içenler ve içmeyenler gibi farklı bünye ve bünyenin bulunduğu şartlara göre etkilerinin farklılaşacağını” vurguluyor.

Kaynak link: https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2995774/

“Ramadan Fasting and Infectious Diseases” başlıklı bir diğer kaynaktan çalışma ise orucun enfeksiyona dayalı hastalıklara etkisini inceliyor. Diyabetlilere orucu önermeyen makale, ishal gibi problemlerde orucun bir etkisinin hiç ya da hiçe yakın olduğunu ifade ediyor. Bağırsak kurtlarına sahip bireylere de orucun herhangi bir etkisi gözlemlenmediğini vurguluyor. “Aktif ülser”e sahip olmayan bireylerin de ramazan orucu tutabileceği ifade edilirlen, buna karşın aktif ülserli hastaların oruç tutması tavsiye edilmiyor.

Kaynak link: https://www.esciencecentral.org/ebooks/effects-of-ramadan-fasting/ramadan-fasting-and-infectious-diseases.php

Bahsettiğim araştırmaların büyük kısmı da ramazan orucunun saatlerinin uzayıp kısalması durumunu da göz önünde bulunduruyor. Gördüğünüz üzere “oruç herkese zararlıdır, kesin tutmayın” gibi bir cümle kanaat yok. Aksine bu alandaki araştırmaların ortak noktası, orucun bünyeden bünyeye etkisinin değişiklik göstereceği; kişinin sağlıklı veya hasta olup olmamasının orucunda bir etken olduğunu vurgulamaktan ibaret.

Üstelik bunlar işin biyolojik yönünün yanında, değişen uyku düzeni ve enerji etkisi gibi fiziksel yansımalarından ibaretti. Orucun psikolojik anlamda, inanan bireyleri olumlu etkileyebileceğine dair bir dizi araştırma da var. Hatta bir makalede, orucun kanser hastalarına maneviyat hissi açısından izin verilebileceğine dair bir ifade ile karşılaştım. Buna dair de ortaya konulan görüşler var.

Orucun söz konusu etkilerini gidermek için de, bilinçli bir şekilde iftar yapma ve sahuru aksatmamak tavsiye ediliyor. İftar ve sahur yiyeceklerinin hafif ve besin değeri açısından zengin, doğal olması ise tavsiye edilenler arasında. Bunları zaten yıllardır biliyoruz.

Dolayısıyla, özellikle İslam inanç rituellerinin mantıksız olduğunu ifade etmek için bilimle alakası olmayan bu tip sivri çıkışları ciddiye almamak gerekir.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

2 Cevaplar

  1. Mahir dedi ki:

    Çok güzel bir yazı, ellerine sağlık.

  2. Mehmet dedi ki:

    Selamın Aleyküm. Yazınız gerçekten çok iyi. Oruç hakkında bir başka bir sorun olan ”kutuplarda oruç nasıl tutulur” meselesi hakkında yazı yazacak mısınız ? İnternet üzerinde birkaç video, makale var fakat konular dağınık şekilde işlenmiş. Kapsamlı bir yazı hem beni ve bu konu hakkında düşüncesi olan insanları mutlu eder. Allah İnşallah bu yaptıklarınızın mükafatını verir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir